Felsefî-entelektüel lirikada fikir ve duygunun sentezi

20. yüzyıl Özbek edebiyatında önemli yer tutan Askad Muhtar’ın şiirleri, daha çok felsefî düşünceleri içermiş olmasıyla ayrıcalık taşır. Askad Muhtar kıssalar, romanlar, tercüme eserleri, makalelerle birlikte güzel şiirler de yarattı. Özellikle felsefî-entelektüel lirikanın daha da zenginleşmesinde şairin önemli yeri vardır. Özellikle 20.yüzyılın 60’lı–70’li yıllarında yayımlanan “99 miniatyura” (99 Minyatür) (1962), “She’rlar” (Şiirler) (1966), “Quyosh belanchagi” (Güneş Salıncağı) (1971), “Sizga aytar so’zim” (Size Söyleyeceklerim) (1978) gibi kitaplarından yer alan şiirler bu dönem şiiri için yenilikti. Bu şiirler, fikrin fevkalade güzelliği, felsefî ve gerçekçi olmasıyla gönüllere yol bulabildi.
“Şiir – ince duyguların nazik ifadesi, şiir – gönlün ifadecisi, kâlp aynasıdır” gibi fikirler Askad Muhtar şiirinde farklı mahiyet kazanmıştır. Şimdi bunların yanına yenileri eklenmiştir: şiir – hissî tefekkür ve gönül felsefesi; şiir – fikrin duygularla sarılmış güzel resmidir…
Askad Muhtar’a göre şiir:
1) Hayat ocağından alınan bir kıvılcımdır;
2) parlayan anî bir duygu, zevk hissidir; onu sadece müzik türleriyle kıyaslamak mümkündür;
3) Hayat felsefesinin mahiyeti, fikir, fikir, fikir!
Şairin kendisinin de itiraf ettiği gibi, yıllar boyunca şiir, onun ifade şekilleri, vasıtaları, usulleri, ruhu hakkındaki fikirler birçok kez değişti. Askad Muhtar’ın sanatında bu tarife uygun birçok şiir yaratıldı. Ama bunların hepsinde – ister sujeli şiir olsun, ister ahenkli şiir olsun ve ister rasyonel şiir olsun FİKİR kabararak görünür. Bundan, Askad Muhtar’ın şiirlerinin hepsine fikirlerin şiir olarak söylenmesi olarak bakmak yanlış olur. Şairin dediği gibi, fikirsiz şiir yoktur. Tabir caiz ise, herhangi bir şiirde fikir yıldızı parlar. Bazı şiirlerde bu yıldız parlar, bazılarında yanıp söner, bazılarında ise çok fersizdir.
İnsanlıkning mânâsı özgerdi,
Âlemning cazibe kanuni yangliğ:
Koşnilar umrini kıskartar derding,
Bahting hem biravning bahtige bağlık…(1,89)
“İnsanlıkning mânâsı özgerdi”(“İnsanlığın mânâsı değişti…”.) Şiirin ilk satırından şairin dünyayı yeni bir tefekkürle idrak ettiğini, kendine özgü bakış açısını ileri sürdüğünü anlayabiliriz.
Fikir ve duygunun uyum sağlaması, lirikanın sabit kurallarından biridir. Sadece fikirlerle şiiri meydana getiremediğimiz gibi, sadece duyguların ifadesi de şiir olamaz. “Sanat eserinde manevîyatla duygunun uyum sağlaması lâzım”, diyor Fridrih Hegel (2,34). Bu fikir şiir için de geçerlidir. En önemlisi şiirde bu iki temel unsurun dengesi bozulmaması lâzım. Fakat felsefî-entelektüel şiirde dengenin fikir tarafı daha ağırdır.
Askad Muhtar şiirlerinin büyük bir kısmı fikir ağırlıklı şiirlerdir. Şairin en duygusal şiirinde bile fikrin izini görebiliriz. Özellikle şairin dört mısralı şiirlerinde bu durum daha kabararak görünür. Şairin “Ruboiy” (Rubaî) adını verdiği şu şiire dikkat edelim:
Tağday kıvanç öter, birader,
Tönkedey hafalik kılar yaradar.
Çünki takka kakılmaysan kişi,
Töngekke kakılıb yıkılışıng bar. (1,132)
Hayatın çok acı olduğunu söyleyerek uyarmaktadır şair. Söylerken öylesine lâf savurmamakta, imgeli bir tefekkür yürütmektedir.
Askad Muhtar’ın duyguların hissedildiği musikî şiirleri de çok sayıdadır. “Tong edi…” (Sabahtı…), “Bahor bulutlari xo’mraygan, paxmoq…” (İlkbahar bulutları somurtkan, dağınık), “Eslab yoshligimni…” (Gençliğimi hatırlayınca…), “Kuzgi yellar, xazonrez yellar…” (Sonbahar rüzgârı, yaprak dökümü rüzgârı), “Ba’zan hijron satrlarin ko’rib…” (Bazen hicran satırlarını görünce…), “Yo’lda” (Yolda) gibi musikîye yönelik şiirlerinde duyguların ahengi hissedilir.
Sanatsal eserlerde, özellikle şiirlerde de fikir ve duygular birbirinin tamamlayıcısıdır. Bazen akıl duyguları yola getirir, bazen duygular şuurun anlamadıklarını kavramasına yardımcı olur. Çünkü “duygular öyle bir hafıza ve bilgeliğe sahiptir ki, çoğu durumda bu hafıza ve bilgeliğin soğuk aklımız ve idrakımızda eksik kaldığını hissedilir”.(3, 98)
“Umrim uzoq bo’lar…” (Ömrüm uzun olur…) satırıyla başlayan şiir, Askad Muhtar’ın fikir ve duygularının uyum sağladığı bir şiirdir. Lirik kahraman yani şair şiirin başlangıcında duygularını öne sermektedir. Ömrünün uzun ve verimli olacağını hissederek geleceğinin nurlu olacağını ummaktadır:
Umrim uzak bolar (Sezib turar köngil) —
Berekeli bolar, şabhasiz.
Kümüş çokkısıge karayman dedil:
Men barmasman unge tuhfesiz.
Daha sonraki mısralarda gönülden söylenen sözler terazi kefesine konur. Şiirin sonunda tekrar şairin kâlbi dile gelir. Duygunun ebelik yaptığı fikir daha da açık bir duyguya dönüşür:
Kem deb nalimeymen. Umrim bolar uzun,
Birar dakikasi bihude ketmes,
Amma şu yurtimni körib toymak için
Sevib toymak için yetmes, yok, yetmes… (1,45)
Askad Muhtar, sanatının ilk yıllarında yazdığı bir şiirinde hayatın esin meleği olan Muza’dan daha güzel olduğunu yazar. (“Uxlamay, suq bilan…” (Uyumadan imrenek…)). Bu fikir, duyguya dönüşerek şairin hayat hakkındaki poetik düşüncelerini ifade eder. Hece ve ayakla fazla “hesaplaşmadan” duygularının akımına yol vermek, şairin sanatında ta o sıralarda başlamıştı. Önemlisi, şair musikî satırlarla okuyucunun ruhunu ninnilemeyi değil, onun kâlp “kulağı”nı ve şuurunu açmayı hedeflemiştir.
Askad Muhtar’ın sanatında olaysal, eğitici amaçlı şiirler de çoktur. Bu tür şiirleri şair “kıssadan hisse” şeklinde sunar. Örneğin, şairin “Bir tup o’rik” (Kayısı Ağacı) başlıklı şiiri küçük bir darb-ı masalı hatırlatır.
Bir tup örik / yekke ösgen iken;
Yalğız tamakmasmi rasa unibdi.
Badrak-badrak bolib güllegenide
Kölenkesi bilen dost tutinibdi… (1,72)
Kısacası, gölge kah sağ, kah sol tarafa geçerek kayısıya: “Benden daha sadık dostu bulamazsın” diyormuş. Fakat havanın bulutlu olduğu bir günde kayısı etrafa bakarak gölgeyi bulamamış. Kayısı yaprakları sağanağa tutularak yere dökülmüşler. Şair bu durumu şöyle özetler:
Eh, Örik! Saya hem dost boladimi?
Lakka tuşibsende lâf ursa.
Dost bolsa her kanday ab-havada
Yanginengde tursa…
İlk bakışta şiirin, sırf özette kaleme alınan – “Dost bolsa her kanday ab-havada/ Yanginengde tursa…” (Anlamı: dost eğer gerçek dost ise herhangi bir havada yanında dursa) satırları için yazıldığı fikri uyanır. Fakat sırf bu fikri söylemek için şiir yazmak, şairlik işi değildir. Şair, şiir için uygun bir detay bularak bunun temelinde timsal yaratmıştır.
Askad Muhtar’ın “Vaqt” (Zaman) (1965) başlıklı şiirinde fırsat ve insan ilişkisi orijinal bir şekilde kaleme alınır:
“Vakit” – öz-öziçe hiç nerse imes,
“Devir” desek – isimli, cisimli.
Vakit karitadi-çüritedi, halas,
Devir – insan kabi, dertli, hüsünli.
Eğer herşey vaktin kendisine bırakılırsa, şairin dediği gibi, şefkatsiz geçer: “O’zi tiklolmaydi o’z qomatini, O’zi kelajakni tayyorlamaydi” (Kendisi tutamaz kendi vücudunu/ Kendi hazırlamaz geleceğini). İş böyleyken zamana şekil ve anlam kazandırmak, onu süslemek, saniyeleri ebediyete mühürlemek lâzım. Bu, insanın kendi elindedir. Büyük Özbek şairi Gafur Gulâm insanın kudretini vakitle ölçer (“Vaqt”) (Vakit), Askad Muhtar’a göre ise vakti insanın iradesine vermek lâzım. Vakit insansız hiçbir şey değildir!
Askad Muhtar’ın şiirlerinde duygular aklın yönetimindedir. Onun parlak şiirleri ilk önce akılda yankılanır, şuuru rahatsız eder. Böylece tefekkür eleğinden geçerek kâlbe yol alır. Askad Muhtar’ın şiirleri çok sakindir, şairin kendisi gibi ciddidir. Ama bu ciddiyetin temelinde iç dalgalanma, haksızlığa ve adaletsizliğe karşı isyan kalpleri etkiler. Bu felsefî-entelektüel şiirler, manevî rahatsız bir insanın zihin ve şuurundaki dalgalanmaların meyvesidir. Şairin şiirlerinde şiir diline uymayan kelimelere de rastlarız: materialist (materyalist), planeta (gezegen), sputnik (uydu), orbita (yörünge), radar (radar), ozon (ozon)… Şair, bu bilimsel özelliğe sahip kelimeleri mısralara öyle sindirir ki, bu kelimeler mısralardan koparılamaz. Böylece, Askad Muhtar’ın felsefî-entelektüel şiirlerinde yazar, şair, âlim, sanatçı, kısacası bir aydının bakış açısı ifade edilir.

Kaynakça:

1. Muhtar А. Eserler. 4 ciltli, IV.cilt. – Т.: Edebiyat ve Sanat Yayınevi, 1983.
2. Hegel V.F. Estetik veya Sanat Felsefesî ya da Sanat Felsefesi. 1.cilt. Taşkent, 2011.
3. Stoun İ. Biyografik kıssa hakkında / Dünya Yazarlar Edebiyat Hakkında. Taşkent, 2010.

Güncel Sanat. Mayis-Haziran 2012 / Yıl:3 — Sayı:18

 

 

Опубликовать в Facebook
Опубликовать в Google Plus
Опубликовать в LiveJournal
Опубликовать в Мой Мир
Опубликовать в Одноклассники
Опубликовать в Яндекс
Ўқишлар сони: 554

Добавить комментарий

Ваш e-mail не будет опубликован. Обязательные поля помечены *